logo

Seçim Vaatlerinde Memurlar İçin Neler Olmalı? (2)

Dünkü yazımızda “2018 yılı Haziran seçim vaatlerinde memurlar için neler olmalı? (1)” başlığı altında 7 madde halinde acaba biz bir seçim bildirgesi açıklamış olsaydık bütçeye yük getirmeden nelere yer verirdik diyerek seçim vaatlerinde olması gerekenlerden bahsederek konuya kaldığımız yerden devam edeceğimizi ifade etmiştik. İşte kaldığımız yerden devam ediyoruz.

1- Makam odaları, temsil harcaması ve makam araçlarına çeki düzen verilecektir

Daha önce bu köşeden bürokratların makam araçları, temsil harcaması ve makam odalarıyla çok kötü imtihana tabi tutulduğunu ifade etmiş ve çoğunlukla sınıfta kaldıklarını belirtmiş, imtihan neticesinde sınavı geçenler ve geçmeyenler ile sınıfta kalma sebepleri açıklanmıştı. Bundan sonraki dönemde ise sınıfta kalanlara ikmal hakkı verilmeyecektir. Yine 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun temsil giderleri ve yönetmeliği başlıklı 179’uncu maddesi gereğince Devlet Personel Başkanlığı ile Maliye Bakanlığı’nın yaklaşık 49 yıldır çıkarması gereken yönetmeliği bir an önce çıkararak konunun vicdanlara bırakılmasının sakıncası önlenecektir. Bu konudaki imtihanın ne kadar çetin olduğu dikkate alınarak sınıfta kalanlar hesap edilerek bu konuda bir daha imtihan yapılmayacaktır. İşte bu konulara ciddi bir şekilde çeki düzen verilmelidir.

2- Kamuya ait sosyal tesislerdeki ayrımcılık sona erdirilecektir

Kamu Sosyal Tesislerine İlişkin Tebliğ’deki (Sayı: 2018-3) kurum personeli ile kurum dışı personel ve sade vatandaş ayrımını meşrulaştıran hükümler kaldırılacaktır. Hatırlanacağı üzere, bu tebliğde; “Bir kurum veya kuruluşun eğitim ve dinlenme tesisleri, misafirhane, kreş ve çocuk bakımevlerinden yararlanan diğer kurum ve kuruluşların personeli ve emeklileri ile bunların eşleri, üstsoy ve altsoylarına, kurum personeli için belirlenen tarifenin % 25 fazlası uygulanır” hükmü yer almaktaydı.

Konunun daha da vahimi ise eğitim ve dinlenme tesisleri ile misafirhanelerden kamu personeli dışında yararlandırılanlara yani vatandaşlara kurum personeli için belirlenen tarifenin % 50 fazlasının uygulanacağını, ayrıca, tesislerden yararlanmada önceliğin o kurum personeli ve emeklisi ile bunların eşleri, üstsoy ve altsoylarına verileceği ifadesine yer verildiğini görüyoruz. Bir kamu kurumunun uhdesinde bulunan sosyal tesis, o kurumun çalışanlarının değildir. Ancak, sosyal tesisin ilgili kurumun personelinin malı gibi bir algı oluşturularak mevzuat düzenlenmesi yapılarak başka kurum personeline ikinci sınıf memur muamelesi, sade vatandaşlara ise üçüncü sınıf muamelesi yapılması doğru değildir ve bu durum mevzuatla meşrulaştırılamaz. Bir an önce bu sorun kökten çözülmelidir.

3- İşportacı yönetici dönemi sona erdirilecektir

Her işi yaparım mantığına sahip yönetici dönemine son verilmelidir. Malum olduğu üzere, bunlar, işlerinde son derece mahirdirler ve astlarını sürekli sıkıştırırlar, ama amirlerine karşı da sürekli el pençe divan dururlar. Malum olduğu üzere, bunlar işten anlamadıkları için emrinde çalışan memurlardan her konuda sürekli bilgi notu isterler. Yine amirlerine karşı yağcılıktan zaman bulup da kendilerini yetiştirme zahmetinde bulunmadıkları için yaptıkları işlerden de anlamazlar. Yazı yazma kabiliyetleri de olmadığı için memurlardan basit veya zor olan her konuyla ilgili sürekli bilgi notu isterler. Bu durum artık memurları illallah dedirtir ve memurlar işten ziyade bilgi notu hazırlamakla akşam ederler. Birde bunlar sürekli iş takibi yaparlar. Dolayısıyla sürekli iş takibi ve temsille zaman geçiren yönetici tiplemesi sona erdirilmelidir.

4- Yedek subaylardan yapılan OYAK kesintileri iade edilecektir

205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanunu ile kurulan Ordu Yardımlaşma Kurumu’nun başlıca gelirleri üyelerinden yapmış olduğu kesintilerdir. Bu çerçevede kurumun iki tür üyesi bulunmaktadır. Bunlar; 1- Daimi üyeler 2- Geçici üyelerdir. Muvazzaflık hizmetini yapmakta olan yedek subaylar kurumun geçici üyeleridir. Daimi üyelerden bazılarına isteğe bağlı üyelik mümkünken geçici üyelere getirilen zorunluluğu anlamak mümkün değildir.

Yani daimi üyeliğin, uzman erbaşlar ile Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Kumandanlığı teşkilatında, Ordu Yardımlaşma Kurumu ve bu kurumun sermayesinin % 50’sinden fazlasına sahip olacağı veya iştirak edeceği şirketlerde çalışan bilumum maaşlı ve ücretli memur ve müstahdemler için isteğe bağlı olmasına rağmen geçici üye olan yedek subaylar için üyelik zorunludur. Bunu izah etmek mümkün değildir.

205 sayılı Kanun’un 18’inci maddesine göre; Aylık (ek gösterge dahil), taban aylığı ve kıdem aylığı toplam tutarına, 657 sayılı Kanun’a tabi En Yüksek Devlet Memuru Aylığı (ek gösterge dahil) brüt tutarının % 40’ının toplamının % 5’i tutarında yedek subaylardan OYAK kesintisi yapılmaktadır.

Bu kesintilerin karşılığında ise yedek subaylara veya ölümleri halinde mirasçılarına yapılacak yardımlar şunlardır: Yedek subaylara: (Aidat kesildiği müddetçe) 1-Maluliyet yardımı, 2- Ölüm yardımı yapılmaktadır. Yedek subayın kuruma aidat ödediği müddet içinde ölmesi halinde, almakta olduğu son aylık tutarının 12 misli ölüm yardımı olarak ödenmektedir. Yedek subayların ölümü veya maluliyet hali gerçekleşmezse geçici üyeliğin sona ermesi halinde hiçbir aidat iadesi yapılmamaktadır ve yapılan kesintiler OYAK’a kalmaktadır. Yani yedek subayların hiçbir hak talebinde bulunmaları mümkün değildir. Bu durumun adil olduğunu hiçbir kişi iddia edemez. Ya üyelik isteğe bağlı hale getirilmeli ya da yedek subaylık süresince kullanılan aidatlar iade edilmelidir. Binlerce yedek subayın ödemiş olduğu aidatlarla ilgili haksızlık bir an önce sona erdirilmelidir.

5- “Vatan hainlerine ve tecavüzcülere” ikramiye ödemesi sona erecek

Mevcut düzenlemelere göre rütbeleri sökülen generallerin emeklilik yönünden hak kaybı yaşayıp yaşamayacakları hususu önemli bir konudur. Benzer konular daha önce de teröristlere yapılan emekli maaşı ödemesinde gündeme gelmesine rağmen kalıcı bir çözüm üretilememiştir. Sadece T.C. Emekli Sandığı Yoklama Yönetmeliği’nde yapılan bir düzenlemeyle kısmi bir çözüm getirilmiş ancak bu düzenleme dahi terör mensubiyetinden mahkum olduğu için aranan teröristlere dahi emekli maaşı ödemesinin önüne geçmeye yetmemiştir. Bu konuda Almanya veya başka ülkelerde yaşayan bazı teröristlere yapılan emekli maaşı ödemesini örnek olarak verebiliriz.

Bu konuda Anayasa, ülkemizin taraf olduğu ikili ve çok taraflı sözleşmeler, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Yargıtay tarafından verilmiş muhtelif kararların bu duruma engel olduğunu da ifade etmek isteriz. Dolayısıyla yapılacak köklü bir düzenlemeyle bu konunun çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Bu kişilerin ordudan ihraç edilmesi nedeniyle rütbeleri alınarak er olarak işlem görmesine rağmen sosyal güvenlik mevzuatına göre (hem 5434 sayılı Kanun hem de 5510 sayılı Kanun) emekliliklerinde er yerine generaller gibi maaş ve ikramiye bağlanmaktadır. Bize göre bu konuda köklü bir düzenleme yapılması gerekmektedir. Hatta OYAK Kanunu’nda da benzer yönde düzenleme yapılmalıdır.

Aynı şekilde tecavüz vb. nedenlerden dolayı memuriyetten çıkarılanlardan emekliliğini hakedenler için de ikramiye ödemesinin önüne geçilmelidir.

Ahmet Ünlü – Yeni Şafak

Etiketler: » » » » »
Share
179 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+8 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.