Son Dakika


Danıştay 10. Dairesi, kamuda çalışan doktorların mesai saatleri dışında ikiden fazla özel hastanede çalışamamasına ilişkin kuralı hukuka uygun bulurken, sadece bulundukları ilde görev yapmalarını yasaklayan düzenlemeyi hukuka aykırı bularak yürütülmesini durdurdu.
30/01/2025 tarih ve 32798 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğine açılan bazı davalar sonuçlandı. Bunlardan bir tanesini sizin için yayımlıyoruz.
Aynı ilde çalışabileceği özel sağlık kuruluşuna getirilen sınırlama uygundur
Dava konusu düzenleme ile tabip / uzman tabip ve dış tabibin kadrolu çalıştığı özel sağlık kuruluşu dışında planlama kapsamındaki bir özel sağlık kuruluşunda daha kadro dışı geçici çalışabilmesine, dolayısıyla iki özel sağlık kuruluşunda çalışmasına (Bakanlığın istihdam planlamaları gereğince ve 1219 sayılı Kanun’un 12. maddesine uygun olmak kaydıyla) imkan sağlandığı, dava konusu değişiklik ile planlama kapsamındaki kısıtlı tabip insan gücünün kaliteli ve verimli kullanılabilmesinin, hastaların sağlık hizmetine yeterli ve nitelikli düzeyde erişebilmesinin amaçlandığı ve değişikliğin 1219 sayılı Kanun’da yer alan hekimlerin birden fazla yerde çalışabilmesinde Bakanlığın istihdam planlamalarının esas alınacağı yönündeki kurala uygun olduğu anlaşılmakla anılan düzenlemede kamu yararı ve hizmet gerekleri ile hukuka aykırılık görülmemiştir.
Ayrıca, dava konusu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra, 21/07/2025 tarih ve 7557 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile 1219 sayılı Kanun’un 12. maddesinin 3. fıkrasının birinci cümlesinde yapılan değişiklik ile anılan cümlede yer alan “birden fazla” ibaresinin “en fazla iki” şeklinde değiştirildiği, böylece kanun koyucu tarafından tabip / uzman tabip ve dış tabiplerinin birden fazla yerde çalışmasının en fazla iki sağlık kurum ve kuruluşu ile sınırlandırıldığı görülmektedir.
Başka ilde çalışma yasağı ise sağlık hakkına erişimi engellemektedir
Dava konusu düzenleme ile tabip, uzman tabip ve diş tabiplerinin, kadrolu çalıştığı özel sağlık kuruluşu dışında bir özel sağlık kuruluşunda kadro dışı geçici çalışabilmesinin tabibin kadrolu çalıştığı özel sağlık kuruluşunun bulunduğu il ile sınırlandırıldığı, bir başka ifade ile, hekimin kadrolu çalıştığı özel sağlık kuruluşunun bulunduğu il haricindeki başka bir ilde bulunan sağlık kuruluşunda kadro dışı geçici çalışmasına olanak tanınmadığı görülmektedir.
Davalı idare tarafından, dava konusu düzenleme öncesinde uygulamada hekimlerin kadrolarının bulunduğu il dışındaki yerlerde çalışmaları ve kadrolu çalıştığı sağlık kuruluşunda fiilen bulunma sürelerinin kısalığı nedeniyle hastaların hekime erişiminde ciddi sıkıntılar yaşandığı, dava konusu düzenleme ile bu durumun önüne geçilmesinin amaçlandığı belirtilmiş, ancak uygulamada yaşanan aksaklıklara ilişkin somut bir bilgi belge de dosyaya sunulmamıştır.
Günümüz şehir yerleşimleri, ulaşım imkanları, bazı yerleşim yerlerinin bağlı bulundukları ilden ziyade komşu ile yakın olması, tıbbi teknolojideki gelişmeler dolayısıyla sağlık hizmetinin mekandan ve coğrafyadan bağımsız olarak sunulabilmesi (robotik cerrahi gibi) vb. hususlar düşünüldüğünde hekimlerin hizmet sundukları hastaların yalnızca bulunduğu il ile sınırlı olmadığı, hekimlerin çalıştığı il dışındaki illerde yaşayan hastalarının da bulunduğu, bu hastalar açısından acil tıbbi müdahale gerektiren durumların yaşanabileceği, dolayısıyla hekimin kadrolu çalıştığı il dışında yaşayan hastaların hekimin bulunduğu ile gelmelerinden ziyade hekimlerin söz konusu hastaların bulunduğu ilde hizmet vermesinin, hastanın hekime erişimini ve sağlık hizmetinin sunumunu kolaylaştıracağında, bunun da hizmetin gerekleri ve kamu yararına uygun olacağında şüphe bulunmamaktadır.
Bu durumda, hekimin birden fazla yerde çalışmasını kadrolu çalıştığı özel sağlık kuruluşunun bulunduğu il ile sınırlayan, bu il haricindeki başka bir ilde bulunan özel sağlık kuruluşunda kadro dışı geçici olarak çalışmasına olanak tanımayan düzenlemenin, sağlık hizmetinin etkin ve verimli şekilde sunulabilmesini engellediği ve hastaların hekime erişiminin kısıtlanması sonucunu doğurduğu, buna göre idareye tanınan takdir yetkisinin hukuka uygun kullanılmadığı sonucuna varılmıştır.
Yazının devamı için TIKLAYINIZ!
Kaynak: Memurlar.net
BENZER HABERLER